2 Ağustos 2013 Cuma

MİKROKREDİ İLE TANIŞMANIN İLK HİKAYESİ "ARILARLA KONUŞMAK"



Bir babaannem vardı, nur içinde yatsın. Her atanın yaptığı gibi torunlarını yanına oturtur dua öğretirdi. Bana özel bir dua öğretmişti, bildiğim kadarıyla diğer torunlarına değil. “Allah’ım veren olayım”. Bu duanın ruhunu ancak 45 yaşında yakalayabildim. Veren olabilmek için alan olmak gerekli, katmanların birinde bir para var aşağıya inmeye çalışıyor, aşağıda birileri var bir can suyuna, bir nefese ihtiyacı var ve sen bir katalizör, bir kanal olma şansına sahipsin. Duadaki gibi veren olma  şansına…


 Ali Osman Taşlıca

ARILARLA KONUŞMAK 



Arılar konuşabilir mi? Düne kadar konuştuklarını bende bilmiyordum. Bir sosyal sorumluluk projesi araştırırken onları tanıdım. Bu yazı konuşan, dans eden arılarla ilgili.

Pazar sabahı Şişli’den Edirne’ye kadar arıcılık yapan köyleri bulabilmek, onların sorunlarına çözüm üretebilmek yâda onlara dokunabilmek üzere arı bilenlerle yola çıktım.

Araçta dört kişi var, bunlardan birisi oğlum (Pazar sabahı 06.30 da onu hareketlendiren dürtünün ne olduğunu merek ediyorum), diğer yol arkadaşım hayatımda tanıdığım ve “Zihni Sinir Kulübümüzden” bir bey.

İki yüz otuz plastik kalıptan bir arı kovanı üretmiş ve 2009 da TÜBİTAK’ tan inavasyon ödülü almış akil-arı bir adam. Plastik kalıbın ne olduğunu bilmek zorunda olmayanlar için 230 kalıbın yaklaşık 1,5 milyon dolar olduğunu söylersem beyefendiye neden akil-arı sıfatı taktığımı daha iyi anlatmış olurum. Yatırımının nasıl ve ne zaman döneceğini bilmeden böyle bir riski göze alabilmek için arılarla ilgili birkaç bilimsel tespiti buraya aktarmak istiyorum.

Arılar 1 gram bal için çiçeklere en az 7000 uçuş yapıyorlar. Bir kg bal için ise 40 bin tane arı 6 milyon çiçeği dolaşıyor. Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100.000 km kanat çırpıyor. Bunları artırabilirim ama sanırım dostumun neden akil-arı bir adam olduğunu tanımlamaya yetiyor.

Dördüncü yol arkadaşım yine en az dostum kadar çılgın bir kişilik, daha ilk tanışmamızda bir bilim adamı, bir biyolog ve en önemlisi yaşamını arıcılık üzerine kurgulamış birisiyle bu yolculuğa çıktığımı anlıyorum.

Yıllarca önce bu bölgede gittiğim en uzak yer  Kırklareli. Onu da Eskişehirspor-Kırklareli ikinci lig deplasmanı için gerçekleştirmiştim. Bu güzergahı daha çok İstanbul-Çanakkale seferlerinde kullanırım. Bu gezi şehir gezisi değil. Yolda nerede arıcılık olduğunu Yaşar bey anlatıyor. Ay çiçek özlü balın içeriği ile tanımaya başladım, konuşan arıların dünyasını. Ay çiçeği balı “kendine özgü bir lezzeti olan, bir miktar da polen içeren koyu altın sarısı renkte kuvvetli bir balmış. Boğazımızı yakan çok güzel bir tadı ve kokusu olup, çabuk kristalleşirmiş,” denemediğim için doğru kabul ettim ve kayda aldım.

09.30 civarında Saray ilçesine ulaştık. Burada bir arıcı ile buluşup yöreyi onunla tanımayı planlıyoruz.  Arıcalar kahvesine giriyoruz ama arıcı amca yok, sonra arabası ile gelip bizi başka bir kahveye götürüyor. Şişmanca, nefes alırken sanki ikincisini alamayacakmış gibi zorlanan, 27 yıllık sanayi işçiliğinden sonra baba mesleği arıcılığa yöneldiğini anlatan sevimli ve bence o da akil-arı birisi. Yol arkadaşım Trabzon ekmeği almıştı. Yanında evinden getirdiği zeytin çeşitleri ve yöreden aldığımız malzemelerle gazete üstü masamızı hazırlıyoruz kahvede. Çaylar gelirken masaya yöresel bal da gelir. Üstatlar sorar “Ay çiçeği balı mı?”. Cevap verir “Tadına bakın ve siz adlandırın” der. Ben 48 yıldır ağrı yaptığı için bal yememiş birisi, hem gezinin amacına uysun hem de panzehir etkisini yaratsın diye bir kaşık alıyorum. Nefis bir tat. Ayçiçeğini öncelikle algılıyorum ama başka tatlar da var. Yörede meşe ormanları ve farklı çiçeklerden oluşan bir flora var. Yediğimiz balda da bu farklı tatları yakalayabiliyoruz. Şaşkınlıkla izlediğim oğlum bu masada kahvaltı yapıyor. Doğal titizliği, aç kalmasını gerektirirken masada düzeni biraz kontrolü altına alarak iştahlı  bir kahvaltı yapıyor.

Yöreden bir iki kişi daha katılıyor aramıza. Konu bal; sohbetler arıcılık üzerine. Ben orada bulunuş nedenimizi açıklıyor,  Mikrokredi’yi anlatıyorum. “Kredi imkanı olmayan, yetiştirici belgesine sahip insanları arıyorum, bu bölgede sertifika alıp maddi olanağı olmadığı için kovan alamayan girişimcilere ilişkin bir duyum aldığımı,” söylüyorum. Arıcılar, bahse konu 30 kadın arıcı adayının yarısının Demirköy’de diğer yarısının İğneada’ da olduklarını söylüyorlar. Yeni güzergahımız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yerel arıcı Fikret beyi de alarak yola çıkıyoruz.

Demirköy yoluna çıkmadan Saray ilçesinin on kilometre dışında 150 kovanlık bir arılığa gidiyoruz. Arıcı Fikret amca, ortağı Güneş beyi de oraya çağırmış.  İlk önemli saptamamı yapıyorum; okumuş arıcının anlamını ve onun yeterliliğinin arıcılığa yansımasını. Güneş bey, üniversite mezunu ve arıcılığı bir ticari işletme konseptinde kurgulamış. Korkmadan kovanlara yanaşıyor ve ilk defa yanımda açılan bir kovana dokunuyorum. Yaradanın  yarattıkları içinde en özellerinden birisi olan arıları birkaç santim ötesinden  izliyorum. Kapak açılınca hareketleniyorlar, Fikret bey “korkma hatta sokmalarına izin ver ki bu virüs sana da geçsin,” diyerek korkumu yenmemi sağlıyor. “Bırak uçuşsunlar, seni koklasınlar ve senle konuşmaya çalışsınlar,” diyor. İlk defa duyuyorum “Bırak seninle konuşsunlar” tanımlamasını. Fikret bey konuşuyor, dokunuyor ve onları seviyor. “Dişide ve işçi arılarda vardır zehir ve iğne. Erkek arılar iğnesizdir.” diyor. “Bilir misin? Bu kovandaki organizasyon yapısını,” diyor Güneş bey. Sadece bakıyorum ve “okuduklarımdan ve izlediklerimden biraz"  diyerek yorumsuz geçiyorum.

Biyolog üstat arabada devam ediyor bu ilginç dünya ile ilgili bilgilendirmelere:

“Aralarında olağanüstü işbirliği olan arı ailesi, anaarı, işçi arı ve erkek arıdan oluşur. Arı kolonisi, kuralları çok sıkı olan bir sosyal düzen içinde birlikte yaşar. Kolonide birkaç yüz erkek arı, binlerce işçi arı ve bir tek anarı bulunur. İşçi arı sayısı mevsime göre 10.000 ile 100.000 arasında değişir. Her arı ailesinin kendine özgü bir kokusu vardır. Bu yüzden dışarı çıkan her arı kendi kovanına geri döner. Yabancı kovana girmek isteyen bir arıyı, nöbetçi arılar kokusundan tanıyarak içeri almazlar ve gerekirse onu öldürürler..

Her kovanda bir tane anaarı vardır. Anaarının temel görevi yumurta yaparak arı kolonisinin çoğalmasını, böylece neslinin devam etmesini sağlamaktır. Bacaklarında fırça ve çiçek tozu kesesi yoktur. Dili de çiçeklerin balözünü emmeye yetecek kadar uzun değildir. İğnesini ise insanlara saplayamaz, yalnızca rakiplerini bertaraf etmek için kullanabilir. Ana arı, uzun ömrü süresince oğul verme ve döllenme uçuşu hariç, kovandan dışarı hiç çıkmaz. Ana arı, kolonisi içinde döllenmiş yumurta yapabilme yeteneğine sahip tek yaratıktır. Herhangi bir nedenden dolayı ölmesi ya da bu yeteneğini kaybetmesi koloninin yok olması anlamına gelir.

Aynı kovanda iki anaarıya asla yer yoktur…. Arı kolonisi için hayati önem taşımasından ötürü işçi arılar, ana arının etrafında adeta pervane olurlar. Onu büyük bir özveriyle korurlar ve beslerler. Onun için kendilerini feda etmekten hiç çekinmezler. Ana arı ağzını açar açmaz dört-beş işçi arı hemen onun ağzına bal doldurur. Ana arının yumurta bırakma işlemi süreklidir. Hiç dinlenmez. Ana arı bir günde oldukça yüksek sayıda yumurta bırakabilir. Bu sayı mevsiminde günde 3.000’i bulur.

İşçi arılar, arı kolonisinin en kalabalık grubunu meydana getirirler. Mevsimine göre sayıları 10.000 ile 100.000 arasında değişir. İşçi arı cinsiyet olarak dişidir. Fakat yumurtlama gibi bir fonksiyonu yerine getirmez. Arı kolonisinin faal olduğu ilkbahar ve yaz günlerinde bir işçi arının ortalama ömrü 40-50 gündür. Daha çok kovan içinde geçen kış mevsiminde, 4-5 aya çıkar.Bir kovandaki işçi arısının çokluğu ve çalışkanlığı kovanın gücünü ve verimini gösterir. Bir işçi arı kendi ağırlığı kadar yükü taşıyabilecek güçtedir.

Kovanın iç ve dış işlerinin tümünü işçi arılar görürler. Aralarında yaşlarına göre belirlenmiş sıkı bir işbirliği vardır. Daha kolay olan iç işleri, genç işçi arılar; dışarıdaki işleri ise tecrübeli olan yaşlı işçi arılar yapar. Erkek arının kovandaki tek fonksiyonu, ana arının döllenmesini gerçekleştirmektir. Bu dölleme işi de sadece bir tek erkek arıya nasip olur. İlkbaharda doğarlar ve sayıları yaklaşık olarak 100 ile 500 arasında değişir. İğnesi de yoktur, bu yüzden sokucu özelliğe sahip değildir. Dışarıda gezerek kendi karnını bile doyuramaz. İşçi arıların getirdiği bal ve polenle beslenir. Sonbahar gelip bal mevsimi bittikten sonra işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilirler”. Daha neler anlatmadı ki, ben onları tanımaya başlamıştım. Hayranlığım maksimum düzeye ulaşmıştı….

Demirköy tam bir orman köyü, hiçbir üretim tesisinin bulunmadığı ve arıcılığın yaygın olduğu bir bölge. 40-50 üyeli Bal Üreticileri Birliği’ni yeni kurmuşlar. Çam, meşe ve yüzlerce çiçeğin oluşturduğu muhteşem bir florası var. Bunun arıcılıktaki anlamı farklı bal lezzeti.

Kış mevsiminin ağaçlara yansımış boz rengi ile kahverenginin türevleri arasında bir köy kahvesine girdik. Demirköylü arıcılar geldi. Önce yöre hakkında, sonra arıcılık konusundaki sıkıntılarını anlattılar. Onlar anlattıkça arabada aldığım arıcılık dersleri daha anlamlı oldu. Arıcılık sertifikalı bayanlar konusundaki duyumumu aktardım; doğruydu bildiklerim. İl Özel İdaresi ve Muğla Üniversitesi buralara kadar gelmiş, ücretsiz eğitimlerini vermişler. Kovanı ve arıları olmayan sertifikalı üreticiler; Benim temsil ettiğim organizasyonun aradıkları bunlar. Mikrokredi’yi tekrar anlattım. Tartıştık, birlikte kafa yorduk, akil-arı adamlarla ilk modelleme çıktı ortaya.

        a. Faizsiz de olsa verilecek kredi; arıyı tanıyan, arıyla yaşayan yani   arı ile konuşmayı bilenlere verilmeli,

        b. Mevcut arısı olanlar (maksimum 30 kovanı olanlara,) ana arı         üretimini de gerçekleştirecek bir setle desteklenmelidir. Bir ana       üretici kovanı ve on adet kovan, arıları ile birlikte ciddi bir üretim hattı yaratıyor.

        c. Bu setin yaklaşık maliyeti 4000-4500 TL civarında. Yatırımın bir yılda dönmesi teorik olarak mümkün ama benim aldığım izlenime göre arıcıya iki dönemlik bir süre vermek mantıklı. Daha iyi bir anlatımla, verilecek kredinin yarısı ilk          üretim sezonun da, kalanı ikinci üretimde tahsil edilmeli.

        d. Ana arı üretmeye imkan sağlayacağımız için kendini yenileyen       koloniler oluşturmak mümkün.

Demirköy’de kahveden ayrıldıktan sonra üstatlardan birisinin tanıdığı kırtasiyeci Hatice hanımı aradık. “Bir dağ köyünde bir Kadıköylü,” diyerek tanımlasam yeterince anlatmış olurum. İnanılmaz bir hanım; eğitimli olduğu her halinden belli, otoriter ve bana göre dahi akil-arı birisi. Kendini anlatmadan bir kavanoz ve altı kaşıkla geldi,   “Önce balımın tadına bakın sonra arı yada balı konuşalım” diyerek farklılığını ortaya koydu. Ona Mikrokredi’yi anlatmak keyifliydi, yüzünün nasıl aydınlandığını o an gözlerinin içinde kaç adet proje ürettiğini görmek beni de umutlandırdı ve bir Pazar sabahı oralarda olmayı daha bir anlamlı kıldı. Yazışmak ve anlattığım projeyi hayata geçirebilmek için 27 Şubata sözleşerek oradan ayrıldık.

Bir babaannem vardı, nur içinde yatsın. Her atanın yaptığı gibi torunlarını yanına oturtur, dua öğretirdi. Bana özel bir dua öğretmişti, bildiğim kadarıyla diğer torunlarına değil. “Allah’ım veren olayım”. Bu duanın ruhunu ancak 45 yaşında yakalayabildim. Veren olabilmek için alan olmak gerekli, katmanların birinde para var, aşağıya inmeye çalışıyor. Aşağıda birileri var bir can suyuna, bir nefese ihtiyacı var ve sen bir katalizör, bir kanal olma şansına sahipsin. Duadaki gibi veren olma… Şans kelimesini sevmiyorum ya da benim anladığım tanımlama sözlük kitaplarında yok. Şans bir Uzakdoğulu felsefecinin tanımıyla, hazırlıklı olduğunda fırsatlarla karşılaşma sanatı. Bu geziye çıkarken seçilmiştim, çünkü yeterliliğe sahiptim. Hazırdım çünkü üşenmemiş yola çıkmıştım; uyumak, her kes gibi klasik bir Pazar günü geçirmek yerine 1000 kilometreden fazlasını göze almıştım.

Ben veren olma görevini algılamıştım. Ve bunu yerine getirme şansına sahiptim. Son iki cümle biraz da “mütevazı ol” dedirttirir insana. Bir büyüğüm demişti ki “Farkındalık yarattığında mütevazi olma.” Burada olmayacağım, çünkü düşünmenizi, sarsılmanızı sağlamak istiyorum.

Bu yazıyı yazarken bir araştırmacı, bir bilim adamı yaklaşımı ile arılar dünyasını araştırdım. Beni affetsin, bir alıntı yapacağım kaynağını veremeden; bir gün bu yazıyı okur ve bunları ben yazmıştım diyen birisi çıkarsa onun hakkıdır bundan sonra yazacaklarım. “Bir arı kolonisinin 1 kg bal üretebilmesi için 8 kg bal tüketmesi gerekiyor. Bu da koloninin 6 kez dünya çevresini dönmesi anlamına geliyor.  Sevgiyi biçmek istediğin yere, sevgi ekmelisin. Mutluluk almak istediğin tarlaya, emek vermelisin. Dünyanın en güzel çiçeği bile bakımsız kalınca soluyor,  renklerini kaybediyor. Arılar nasıl başkalarına verecekleri 1 kg bal için 8 kg balı kendileri için harcıyorlarsa, sen de 1 kg bal tadında iyilik  beklediğin insanlık için hiç olmazsa 1 kg’lık (aslında 8 kg olması gerekiyor!) bal tadında iyilik almasına izin vermelisin. Korkma  bunun için dünya çevresini 6 kez dönmen gerekmiyor! Onu sarıp kucaklaman,  kalbini çepeçevre kuşatman yeter de artar bile.” Bu bölümü kaydedemediğim bir bloktan aldım, ben de bu kelimelerle, bu duyarlılıkla finali yapmayı arzulardım. Olmadı, olamadı çünkü o dahi bu bölümün bir vereniydi. O   benden önce arılarla konuşmayı, o benden önce arıların olağanüstü  organizasyonel yeteneğini keşfetmeyi becerebilmişti.

Bana bu yazıyı yazma, bir veren olma  şansını veren Sarıyer Rotary üyelerine sevgi ve saygılarımla.

15.02.2010 Şişli İstanbul.
 



 

1 yorum:

  1. Do you need personal loan for business ? if you are interested contact this email: xavigeradloanfirm@yahoo.com for your loan transfer. we gives loan at 3% rate.

    Am xavi Gerad jude, Aiicco inssurance plc bir temsilcisi.
    Size bir kredi ihtiyaci varsa bugün e-posta yoluyla bugün bize ulasin, istediginiz kredi ile size yardimci olabilir: (xavigeradloanfirm@yahoo.com)
    Yilbasi kredileri% 3 faiz orani sadece avelable vardir. Ciddi basvuran, ancak daha fazla bilgi için irtibata geçiniz. Biz renging krediler
    sunuyoruz 300,000 sadece US $ Euro ve pound 50,000.000 için.
    Biz dahil kredi her türlü teklif

    Bireysel krediler:

    Isletme Kredileri:

    Ögrenci Kredileri:

    Insaati krediler:

    Ev kredileri:

    Is expandsion krediler:

    Borç konsolidasyonu kredi:

    Biz hizli ve dinamik test edilmis ve güvenilir bulunmaktadir.

    Daha fazla bilgi için (xavigeradloanfirm@yahoo.com): E-posta Iletisim.

    Sr Gerad jude

    YanıtlaSil